12 Mayıs 2008 Pazartesi
mutlu mutlu haberler!
zaman geçti, geçiyor, ara verdim, kendime müsaade ettim, hayatımı ellerimin arasına bıraktım, hadi rahat bir nefes al dedim ve aldım da!ve kendimle gurur duymama sebep olacak kadar;
ben gülmeyi çok seviyorum be blog!
ve gülme mimiklerimi gördükçe bir kez daha gülüyorum, iyi ki hayat bana bu şansı verdi, 22 yaşındayım ben baksana buraya!
şimdi esasen buraya kadar olan kısmıydı yazmaya başlarken bitirmeye kararlı oldugum kısım ama içimden geldi, devam etmekte sakınca görmem ben..
kuzenim evlendi cumartesi günü, bu dönem aldıgım en zor -ve hatta tüm lisansım boyunca aldıgım en zor bile olabilir- dersin sınavından önceki gece, -ve evet pazar günü sınav yapılıyor!
ben hala çok sevdigim insanlar evlenirken üzülüyorum, bencilce bir üzüntü olmalı bu, yoksa sevindiklerine deli gibi de seviniyorum, ama Filiz öyleydi ki, ev arkadasımdı, Marmaray'a staj yapmaya gittigimiz yaz beraber yaşadık biz, beraber çok ama gerçekten çok eğlendik, birbirimizi yeri geldi gaza getirdik, yeri geldi besledik, ama ne yaptıysak sevgiyle yaptık biz.. birbirimizi kullanmadık, bu yönüyle içimi ferahlattı bu ilişki benim..
uzun lafın kısası şimdi ben İstanbul'a yanına gitsem bile ve eski evindeki gibi salon aşırı sıcak olup kendimi yere atsam bile, son çare yanına gidip yatamıycam, bilmem ki, ben bugune kadar hep kıskançlıgı kötüledim, hiç kıskanç olmadıgımı savundum ama ben çok sevdigim insanları sanırım kıskanıyorum, kendimi bu konuda düzgünce analiz edeyim, ona göre gerekirse kısıtlarım da duruma göre :)
ve o kadar çok seviniyorum ki gerçekten sevdigi, gözlerini ışıl ışıl yapan insanla evlendiği için, birisinin bekledigine değdiğini görmek ayrıca cesaret veriyor içime, evet diyorum, sakin ol zeynebim..
bir de pazar günü anneler günüydü malum;
daha önce de yazdım, yine yazıyorum;
annecim, hayatımın kadını, seni dünya ötesi seviyorum, orada ya da burada olalım ama hep beraber olalım istiyorum, kendi ruhun öyle aydınlık ki, benim içimi de ışıldatıyorsun!
ve anne, gecen gün Zeynep misafirimizken aramızda geçti ya hani, sen daha sessiz, daha az gülen, insanlarla daha az samimi olan hayali beni, o durumu bozulmam olarak görüyormuşsun ve benimle böyle bir kız oldugum için gurur duyuyormuşsun-tabi ki gülmemiz aramızda sorun değildi ama ben hep dışarıdan daha "hanımefendi" görünüşlüsünü istersin sanmışım demek-, artık daha neşeli gülüyorum ben anne, daha korkusuz, 3. kişiler ne der diye tek saniye düşünmeden!
hep gülelim annem, hep gülelim, mutlulugumuz hiç bozulmasın, ve tıpkı senin isteyecegin gibi bir şey istiyorum bu noktada ve dünyadaki herkes en az bizim kadar mutlu olsun diyorum!
ay lav yu mamiyatom, ay lav yu bıga bıgam!
budala peri | 19:22
15 Mart 2008 Cumartesi
excel tablosu sıkıntıları
tam da sıkılmışken çokseslilikten, bir tek kendimi duymak istiyorum, sessiz modda..ve iki noktaları üzerime yapıştırmaya devam ediyorum..
budala peri | 20:30
30 Ocak 2008 Çarşamba
tatil notları vol1
tatil, evet uzundur beklediğim tatil.evdeyim, hiç dışarı çıkamıyorum, pek internete girmiyorum, varsa yoksa televizyonun karşısındaki koltukta yatmak!
ertesi gün sınavım olan gecelerde -çoğu zaman çalıştıgım geceler- ara verdigim zaman hep salona geldim, televizyonu açtım 5dk ya da 10dk, o kanepeye oturdum, uzanamadım birçok kez, sızıp kalırım da ders çalışamam tekrar diye, ve bunları düşündükçe gözlerim doldu, hayatımın beni ne derece kısıtladıgından, sesimi yine kıstım, masama döndüm, notlardan bana yer kalmamış masama.
eğer benim psikolojimi araştıracak bilim adamları varsa -bunlar kimler bilen yok evet- benim okul dönemime dönmeliler kesinlike, kimilerinin çocukluguna döndükleri gibi.
diyecegim o ki; o koltukta öylece, ertesi güne yetişecek işler olmadan, zihnimi meşgul etmeden uzanmak benim hayal dünyamın en cafcaflı rengiydi, şimdi gerçek, evet güzel..
az önce bahsettigim psikolojim ciddi anlamda berbat bir durumda, itiraf etmek zor olsa da. hemen herkese kızmak, çemkirmek, laf sokmak, can yakmak için pusuda bekler gibiyim; herkesle bir derdim var. uzun zamandır yorgunlugumdan dogan kızgınlıgım var, aynı yorgunlugu yaşamadan yüzüme gülücükler savurup manasız soru soran insanlara karşı, sert cevaplarım var işin kötüsü. iyi mi bu durum? tabi ki hayır. ama lütfen biraz anlayış. bana da biraz hoşgörü, sabır.
hala rüyalarımda ertesi gün sınavım oldugunu görüyorum. hep sınavdan bir gün öncedeyim ve hiç çalışmamışım, nasıl yetişecek derdim had safhada. geçmiyor bir türlü, toparlamıyorum, sinirim bozuluyor. artık okulla ilgili meseleler kısa süreliğine de olsa kafamdan defolup gitsinler istiyorum, madem ki bu bir tatil, tamamen öyle olsun diyorum. evet istedigim tam anlamıyla bu. sevgiler.
sevdigim Hoobastank söylüyor, the reason, senin için!
not: şarkı güzel, dinlemenizde fayda olabilir, kişisine göre olmayabilir de, siz bilirsiniz, takılın!
budala peri | 21:21
26 Ocak 2008 Cumartesi
uzun özet vakti..
dün bitti son sınavım, gecen hafta perşembe finallerini bitirip memleketlerine, ya da aynı şehirdeki evlerine nasıl olursa olsun bitirmişliğin rahatlıgıyla giden arkadaslarımdan farklı..son 3 haftadır bu dönem hiç olmadıgı kadar üzerime binmişti, ki son 4 aydır her hafta en az iki tane olmak üzere sınavlarına katıldıgım dönemden bahsediyorum, yordu beni, yormak uygun kelime değil ama, bildigin yıprattı, eskisi gibi kalamadım, değiştim.. iyi mi kötü mü, ya da kalıcı mı geçici mi henüz karar veremediğim bir şekilde..
finallerime giderken, tam evden çıkıp kapıyı kapatmadan önce anneme el sallamak için her baktıgımda nasıl hep gözlerim dolduysa ama ağlamamak için kendimi zor tuttuysam, dünkü finalimden önce kahvaltıda karnımı durmak bilmeyen hıçkırık yaşlarımla doyurdum, çok ağladım, ki sadece bu ağlamak bile beni çok yıprattı sevgili blog, annem kıyamadı, o da ağlayacak oldu, bırak kızım istedigi kadar uzasın, bir sene bile uzasa değmezdi bu ağlamana dedi, o anlayışla karşılayınca daha da şiddet ve hiddetle ağladım, durmamasından korktum ama durdu, bitti..
eve dönünce gören herkes sınav nasıldı diye sordu, aralıksız hepsine çemkirdim, çünkü artık yorulmuştum, gerilmiştim ve merak gidermek için sorulan soruları cevaplamaya halim yoktu, beni yalnız ben bilirdim ve herkesin kendi yaşadıgı zorlukları anlatmak için söylediği, her bölüm her okul zor lafına bir kez daha gözümün ucuyla ters ters baktım, çünkü öyle olmadıgını uzundur yaşıyordum, canım sıkıldı.
feridun düzağaç yeni albüm yapmış, söz ver isimli bir şarkısı var ayrıca, bu noktada açarsan pek bir şey kaybetmiş olmazsın, kaçırmazsın daha fazlasını, çok güzel.
midemi bulandırdı bu dönem insanların not için en yakın arkadaslarının bile iyiliğini istememeleri, insanlardaki sadece kendilerinin iyi olma istegi midemi daha da bulandırdı, bir de öyle değilmiş gibi davranıp saklayamayacak kadar kötü bakanlar vardı, bakamadım.
odam finali biten derslerin notları yerlere atıldıgından benden daha az karışık ama bu ilk tatil günümde toplamadım, hep bugun için çıkıp alışveriş yapasım vardı, evde kalmayı tercih ettim.
önce kendime gelmem, dinlenmem lazım dedim; eski halime dönebilmem için çeki düzen verecek çok maddem vardı çünkü.
o zaman;
geleceksin belki çok seveceksin
zamanı gelince gideceksin
bir "keşke"ye daha yer yok kalbimde
"keşke" dememek için öptüm, prens oldu mu ya da olur mu, bekleyip görelim, bekleyelim de gelsin, o zaman yine görelim, evet karmakarışığım..
iyi kalın..
budala peri | 17:45
24 Ocak 2008 Perşembe
OH BE!
geçtim evet evet geçtim, inanılmaz mutluyum!bana bu feci çılgın güzel haberi gizem verdi, herkes böyle güzel haberler alsın, gizem'de alsın!
OH BE!
betondan geçtim, heyecandan yazmayı unutmuşum :)
budala peri | 16:05